KAVUŞMAYI HATIRLATAN AYRILIKLAR
Kimseye yâr olmayan şu dünya hep ayrılıkla dolu. Doğumdan ölüme kadar an be an ayrılık vardır hayatımızda. Her biri gerçek ayrılığı hatırlatır aslında. Kavuşma vardır gerçek ayrılıkta.
İlk ayrılığı annemizin karnından ayrılarak yaşarız. Annemiz dokuz ay hem sevgimizi hem bedenimizi taşımıştır. Bu ayrılık anneleri sevindirse de bebekleri ağlatır. Bebek ayrılıkla merhaba dediği bu hayata yine ayrılıkla elveda diyeceğinin acaba farkında mıdır?
Vefasız dünyada hep ayrılıkla yaşıyoruz. Ayrılığı hep yaşıyoruz.
Her günde 24 saate, her saatte 60 dakikaya, her dakikada 60 saniyeye veda ederiz. Ömrün her saniyesinde bir ayrılık var. Dünyadan ayrılacağımızı unutacak kadar ayrı kalmıyor ayrılık. Ama yine de unutuyoruz ayrılacağımızı.
Takvimlerin önemi büyüktür hayatımızda. Takvimler nice ayrılanların ibretlik hayatını anlatır bize. Baki alem için fani alemden ayrılacağımızı en çok anlatanlardandır. Duvarların süsü takvim yaprakları her gün bir yaprak daha eksilerek ayrılığı fısıldar bize. Bir yaprak daha ayrılmıştır gövdeden dönmemek üzere.
Bazen yolda giderken bir ağacın yaprağının dalına veda edişine şahit oluruz. Ağaçtan aheste aheste yere inişini izlemenin zevki başkadır. Ama o hüzünlü bir halde yerde bulur kendini. Bize seslenir sanki şaşırma sende bir gün veda edeceksin. Sende benim gibi veda edenlerin yanına gideceksin der.
Hayatımızda kavuşmayı sevdiğimiz kadar ayrılığı da sevmeyiz. Bazen bir dosta kavuşmanın heyecanını sevincini yaşarken birden ayrılık zili çalar ve ayrılık ayırır bizi dosttan. Ne zaman ki ayrılık kavuşma olur o zaman ayrılık sevgili olur.
Her ziyarette bir kavuşma vardır. Ama her kavuşmadan sonra yine gurbet yine ayrılık. Anadan, babadan, kardeşten, yârdan ayrılığı hep yaşayarak yaşlanırız.
Ayrılıkla doğup aydınlatan ve ısıtan güneş, ayrılık şarkısını mırıldana mırıldana batar yine ayrılıkla. Ayrılık güneşten emanettir aya yıldıza. Güneşin sabah ayrılmak için gelişiyle ayın yıldızın gidişi bir olur. Sadece yaşadığımız yerde değil göktede hep ayrılık var.
Ömrümüzün her yılında dört mevsimede kavuşmayı beklerken dört mevsimle de ayrılık yaşadığımızı unutuveririz bazen.
Ayrılıkların dünyasında, ayrılanların dünyasında, ayrılık dünyasında bize ayrılığı hatırlatmayan bir şey var mı ki?
Bir beldeye gitmek için bulunduğumuz yerden ayrılırız. Gideceğimiz yere varınca ayrıldığımız yere gelmek için kavuştuğumuz yerden ayrılırız.
Bazen bedenimizdeki elbise eskiyerek bizden ayrılır bir daha dönmemecesine. Dünyadan ayrılan insanın bir daha dönmemesi gibi.
Gönlümüzden kovulduğu halde gitmeyen misafirdir ayrılık.
İnsanın gönlünde hep kavuşma vardır. Ama bu kavuşma hissini fani şeylere kullanırız hep. Belki de bu yüzden ayrılıklar acıtır yüreğimizi.
Yolculuğu severiz. Yolları seyretmeyi de. Ama yollara da veda ederiz. Yol bitse de yolculuk bitse de ayrılık bitmez.
Uyumanın rahatlığının hayaliyle yatağımıza yatarken sabaha kavuşamamanın, ayrılığın korkusu gelir aklımıza. Sabah hayata tekrar merhaba derken gözlerimiz, uykuya istemeden elveda demiştir.
Bazen mekânlarda ayrılığı yaşatır. Tarihi bir mekânda sıcak çaya hasret kalır seni örten koruyan mekanından muhabbetle ayrılırsın. Tarihi mekânla buluşma anı içinizi ferahlatır. İçerde bir de su sesi varsa akılda mı kalır ayrılık. Ama dakikalar bitince mekândan ayrılık vakti deyip ayrılığı hatırlatır yine ayrılık. Yine fani bir kavuşma yine fani bir ayrılık.
Kalbimiz ayrılıklara kızarken kalbimizde ayrılığı yaşatır bize. Duygulara girer duygulardan ayırır bizi. Sözden anlamaz.
Her namazla bir kavuşma bir de ayrılma vardır. Namazı beklemek ve namaza kavuşmak anlatılamayacak derecede manevi bir hazdır. Namazı eda etmenin sevinciyle gönlümüz neşelenirken o vaktin namazından ayrılmanın üzüntüsüyle hüzün kaplar gönlümüzü.
Fani hayat ayrılığı gönlümüze ilmek ilmek dokurken ve bu dünyadan ayrılacağımızı hatırlatan bunca ayrılık varken asıl ayrılığı unutmak dünyadan değil mevlâdan ayırır bizi.
Hayat ayrılığı ayrılığa iliştirirken kimileri ayrılıktan bihaber ama ayrılıkla beraber.
Yaşadığımız vefası olmayan dünyadan ayrılınca bir daha dönmeyeceğiz ayrılıklara. Tıpkı bir su damlası gibi…Kar tanesi gibi…Yeşil ya da kuru bir yaprak gibi…akıp giden su ve zaman gibi…
Kimi için dünyadan ayrılmak bir hüzün olacak. Ebedi hüzün. Kimi için ayrılık aslında kavuşma olacak. Ebedi kavuşma...
Dünya hayatı yakın olan kavuşma için uzun bir ayrılıktır.
Dünyadaki her ayrılığın asıl ayrılığı hatırlatması ve asıl ayrılığında kavuşma olması temennisiyle…
Yusuf Sena ÖZDEMİR
*
*
*
*
*
www.bursavebiz.com
*
EKONOMİ
www.ekocozum.com
*
ALIŞ&VERİŞ
www.ahsenbitkisel.com
www.ahsenavm.com
Bu içerik 202 defa okundu.